Red Purple Black

Muhammed Şâh

(939/1532-33) Hayatı

Dâbbe Çelebi diye de bilinen Muhammed Şah Balıkesirli Hacı Hasanzâde Muhammed Efendi[1] isminde bir âlimin oğludur. Başta babası olmak üzere zamanının önde gelen ulemâsından ilim tahsilini tamamladı. Ardından sırasıyla, İstanbul Vezir Davud Paşa Medresesi’nde, Edirne Üçşerefeli Medreselerinden birisinde, İstanbul Sahn-ı Seman medreselerinden birisinde (923-925/1517-1519[2]), Bursa Muradiye Medresesi’nde, İstanbul Sahn-ı Seman medreselerinden birisinde ikinci defa müderrislik üstlendi. Son vazifesini yaparken 939/1532-33 senesinde vefat etti.[3]

Fakih, müfessir, muhaddis olarak nitelenen[4] Muhammed Şah zaruri ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak derecede kendisini ilme vermişti. Alet, felsefe ve şer’î ilimlerin her dalında söz sahibi idi. Bunun yanında şiir söyler, tarih ve selefin menakıbını iyi bilirdi.[5]
Eserleri
Fıkıhla alakalı, Şerhun alâ muhtasari’l-Kudûrî, Vikâye tarzında ondan daha geniş bir eserle daha başka kitaplar kaleme almış,[6] çeşitli sahalarda birçok haşiye ve risale yazmış ancak bunları temize çekemediğinden vefatından sonra kaybolmuştur. Üzerinde duracağımız hadisle alakalı eseri, Şerhun alâ sülâsiyyâti’l-Buhârî’dir.[7]
Şerhun alâ Sülâsiyyâti’l-Buhârî
Buhârî’nin (ö. 256/870) Sahih’inde yer alıp üç râviyle Resûlullah’a ulaşan 22 adet hadisin[8] şerhidir. Bu hadisleri ilk defa İmam Ebû Abdullah Muhammed b. İsmâil (ö. 256/870) derlemiş ve Sülâsiyyâtü’l-Buhârî ismini vermiştir. Kâtip Çelebi bu şerhi “latif bir şerhtir” şeklinde değerlendirmektedir.[9]
İncelediğimiz nüsha Süleymaniye Kütüphanesi, Musalla Medresesi Koleksiyonu, 74 numarada bulunmakta olup, 125 varaktır.
Yapmak istediğini özetleyerek kısa bir girişten sonra esere başlayan Muhammed Şah, ?? ?>? hadisini senediyle birlikte zikretmektedir. Bu hadîsin senedinde Hz. Peygamber’le Buhârî arasında üç râvînin bulunduğunu kaydetmekte ve bu nitelikte hadislere “sülâsî” isminin verildiğini hatırlatmaktadır. Şerhinde, hadisleri, râvîlerin isimlerinin tasrihi, lafızlarının, lugatlarının ve çıkarılan ahkâmın tayiniyle ilgili meselelerin beyanı yönünden ele almıştır.
Hadisler, Buhârî’de geçtiği kitap ve bâb isimleri belirtildikten sonra senetleriyle birlikte verilmiştir. ???? ?????? ibaresiyle şerhine geçilmiş, önce senetteki rical tanıtılmış, ardından lafız, kelime ve hükümlerin izahı yapılmıştır. Bazı hadisler üzerinde oldukça uzun durulduğu dikkat çekmektedir.
Şârih, kaynak olarak lügat kitaplarından Cevherî, Buhârî şerhlerinden Hattâbî ve Kirmânî’nin yanında farklı eserlerlerden Keşşâf, Muğnî ve Menar’ı da kullanmıştır.
 

--------------------------------------------------------------------------------
[1]  Hakkında bilgi için bk. eş-Şekâik, 158; Osmanlı Müellifleri, I, 273; Mu’cemü’l-müellifîn, III, 718; Baltacı, Osmanlı Medreseleri, 218-219.
[2]  Târih-i silsile-i ulemâ, vr. 215a.
[3]  eş-Şekâik, 386; Mecdî, Şekâik Tercümesi, 390. Osmanlı Müellifleri ( II, 16) Bursa Murâdiye Medresesi’nde görev yapmakta iken vefat ettiğini kaydetmektedir.
[4]  Mu’cemü’l-müellifîn, XI, 209.
[5]  eş-Şekâik, 387; Mecdî, Şekâik Tercümesi, 390; İbnü’l-İmâd, Şezerât, X, 329.
[6]  Vikâye ve adı geçen şerh için bk. Keşfü’z-zunûn, I, 109.
[7]  eş-Şekâik, 387; Osmanlı Müellifleri, II, 16.
[8]  Keşfü’z-zunûn, I, 522.
[9]  Keşfü’z-zunûn, I, 522.

 

casus telefon
casus teleon
casus telefon